Bugün birçok kişinin hafızasında WWF Market; yıllardır kullanılan, hediye edilen ve bir bakışta tanınan koleksiyonlarıyla yer ediyor. Panda, bozayı, kızıl tilki ve daha pek çok türden ilham alan nakışlar, Reflect Studio ürünleri üzerinde zamanla insanların doğayla kurduğu bağın da bir parçasına dönüştü. Ancak bu hikaye bir koleksiyon fikriyle değil, Reflect Studio ile WWF-Türkiye'nin ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesiyle başladı.
Reflect Studio'nun tasarım ve üretim yaklaşımı, WWF-Türkiye'nin doğa koruma çalışmalarıyla buluşarak uzun soluklu bir işbirliğinin temelini oluşturdu. Amaç, insanların her gün kullanacağı ürünler aracılığıyla nesli tehlike altındaki türler ve yaşam alanları hakkında farkındalık yaratırken, aynı zamanda doğa koruma çalışmalarına doğrudan katkı sağlayacak bir model oluşturmaktı.
Bu anlayışla hayata geçirilen WWF Market koleksiyonları, yıllar içinde gerçekten de 7'den 70'e herkesin hayatına dokundu. Aynı parçayı bazen bir öğrencinin, bazen bir sanatçının, bazen de doğada vakit geçirmeyi seven birinin üzerinde görmek bize hep aynı şeyi hatırlattı: Doğayla kurduğumuz bağ hepimizin ortak noktası.
WWF Market koleksiyonlarında yer alan her ürün, WWF-Türkiye'nin doğa koruma çalışmalarını destekledi. WWF Market'ten yapılan tüm alışverişlerin net karının %11'i WWF-Türkiye'ye bağışlandı ve her parça doğrudan bir etkiye dönüştü. Aradan geçen yıllarda bu parçalar yüz binlerce insanla buluştu. Böylece bu ortaklık, yalnızca bir koleksiyon olmanın ötesine geçerek Türkiye'nin en uzun soluklu ve en sevilen işbirliklerinden birine dönüştü.
Bizim için bu işbirliği, tasarımın yalnızca estetik bir üretim değil, gerçek bir etki yaratmanın da aracı olabileceğini gösterdi. Ürünlerin bir amacı destekleyebildiği, insanların günlük hayatının bir parçası haline geldiği, doğa koruma çalışmalarına da katkı sağlayabildiği bu model, benimsediğimiz etki odaklı yaklaşımın temelini oluşturdu. Bugün kurduğumuz her yeni ortaklıkta, doğa ve insanlar için değer yaratmaya çalışan aynı anlayışla üretmeye devam ediyoruz. Sekiz yıl sonra dönüp baktığımızda geriye yalnızca ürünler değil, birlikte yaratılmış gerçek bir etki kaldığını; doğru ortaklıkların ise bu etkiyi kalıcı bir harekete dönüştürebileceğini görüyoruz.